haluk saçaklı diyeti

Perşembe, Aralık 6, 2007 · Kategori: SAGLIK

Haluk Saçaklı Diyeti

Ünlüleri zayıflatmasıyla tanınan Haluk Saçaklı, hazırladığı diyet programları ve beslenme düzenleme teknikleriyle son günlerde adından en sık bahsedilen obezite uzmanı ve diyet programının yanı sıra beslenme davranışlarının da büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Uyanınca
1 bardak oda sıcaklığında su 

Kahvaltı
1 porsiyon mevsim meyvesi 
Şekersiz limonlu açık çay 
1 ince dilim kepek ekmeği 
1 kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyaz peynir 
4 adet yeşil ya da siyah zeytin 
1 porsiyon domates - salatalık - yeşil biber 

Kuşluk
1 porsiyon mevsim meyvesi 
2 adet grisini lŞekersiz bitkisel çay 

Öğle
2 adet köfte büyüklüğünde tavuk veya peynir ilâveli 1 porsiyon yeşil salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edin) 
2 ince dilim kepek ekmeği 
1 su bardağı diyet yoğurt 

İkindi
1 porsiyon mevsim meyvesi 
1/4 sokak simidi 
1 kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyaz peynir 
Şekersiz limonlu açık çay 

Akşam
1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış 1 porsiyon 4 yemek kaşığı mevsim sebzesi veya sınırsız mevsim salatası 
1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış 1.5 su bardağı kepekli makarna ya da pilav veya 12 yemek kaşığı kuru baklagil 
1 su bardağı diyet yoğurt

Gece
1 porsiyon mevsim meyvesi

Yatarken
1 bardak oda sıcaklığında su 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

lahana diyeti

Perşembe, Aralık 6, 2007 · Kategori: SAGLIK

Lahana Diyeti

Kadınlar arasında lahana çorbası olarak anılan bu sebze çorbalı diyet, mucizevi bir biçimde bir haftada tam 8 kilo verdiriyor!!!!! Kimi diyetisyenler vücudun bu kadar kısa sürede kilo vermesine karşı çıksa da henüz hiçbir diyetisyen böylesine kısa sürede kilo verdiren bu diyetten kadınları alıkoyamıyor. Yalnız bu diyeti yaparken kendinizi çok fazla yormamalı, bol su içmeli ve ekstra vitamin almalısınız.

Özel çorba


Malzemeler: 6 adet soğan, kereviz, lahana, biber, domates, patlıcan, kabak, enginar, havuç, maydanoz vs. az tuz Yapılışı: Bütün sebzeleri ufak ufak doğradıktan sonra çorba olacak şekilde su ilave ederek düdüklü tencerede pişirin. Daha sonra dilerseniz blender'da ezerek krema kıvamına getirebilirsiniz.

1. gün
İstediğiniz kadar meyve (muz hariç) ve özel çorba


2. gün
İstediğiniz kadar sebze (baklagiller hariç) ve özel çorba


3. gün
İstediğiniz kadar sebze, meyve ve özel çorba


4. gün
5 tane muz, 4 bardak süt ve özel çorba


5. gün
300 gr. kırmızı et, 6 tane domates, özel çorba


6. gün
İstediğiniz kadar yağsız kırmızı et, özel çorba


7. gün
Esmer pirinç, istediğiniz kadar sebze, meyve suyu ve özel çorba
 ama siz yinede dikkatli olun ve doktorunza danışın

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

hud aleyhisselam

Cumartesi, Kasım 10, 2007 · Kategori: nasihat

Hûd Aleyhisselam
12/06/2007

Hûd aleyhisselâm “Âd” Kavmi'ne gönderilen peygamberdir. Kur'an-ı Kerim'in Ahkâf süresi'nin 21. ayetinden anlaşıldığına göre

Âd Kavmi Ahkâf denilen yerde yaşarlardı. Burası, Yemen ile Umman arasında, Hadramevt'e yakın bir yerdir. Âd Kavmi İrem adında meşhur bir şehir inşa etmişlerdi.
Âd Kavmi putlara tapardı.

 Onlara peygamber olarak gönderilen Hûd aleyhisselâm, kavmini yalnızca Allah'a ibadet etmeye ve putperest-liği terketmeye davet etti. Fakat kavminin ileri gelenleri putperestlikte direttiler ve atalarının taptıkları ilahlara tapmaya devam edeceklerini söylediler.

Hûd aleyhisselâm onlara acı bir azabın geleceğini hatırlatınca, “Bizden daha kuvvetli kim var?” diyerek büyüklük tasladılar ve azaptan korkmadıklarını ifade ettiler.


Sonunda Allah Teâlâ  onların üzerine ardı arkası kesilmeyen ka-vurucu bir rüzgar ve çok şiddetli bir kasırga gönderdi. Hazreti Hûd ve  ona inananlar kurtuldu. Kafirler ise rüzgar ile  helak oldular

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

nuh kavminin başlıca helak sebebleri

Cumartesi, Kasım 10, 2007 · Kategori: nasihat

Nuh Kavminin Başlıca Helak Sebepleri
12/06/2007
Nuh Kavminin Başlıca Helak Sebepleri:
1. Küfür içindeydiler.
2. Putlara tapıyor ve şirki teşvik ediyorlardı.
3. İman eden az bir grup hariç, inkarcı bir kavimdi.
4. Ahirette yeniden dirilmeyi inkar ediyorlardı.
5. Nuh aleyhisselâm’ı küçümsediler, yalanladılar ve âsî olup eziyet ettiler.
6. Kadınlarında edep, iffet ve hayâ duygusu yoktu.
7. Dünya lezzetlerine çok düşkün idiler.
8. Şükretmiyorlardı.
9. Çok kibirliydiler. Fakirleri hor görüyorlardı
“Onlar günahları yüzünden suda boğuldular, ateşe sokuldu-lar, Allah’tan başka taptıklarından da kendileri için yardımcılar bulamadılar...” (Nûh sûresi, 25. ayet)
Nuh aleyhisselam kendi şahsında kıyamete kadar gelecek insan-lara sabrı öğretmiştir. İnandığı davasını senelerce yılmadan ve u-sanmadan anlatmaktaki sabrı ise, islam davetçilerine en güzel örnek-tir.
Sabır, hoşa gitmeyen ve çile çektiren olaylar karşısında dengeyi bozmadan sükûnete bürünerek Hakk’a teslim olmaktır. Güzel ahlakın en başta geleni sabırlı olmaktır. Peygamberler ve veli kullar sabırla Allah’ın yardımına nail olurlar. Onlar bizim için bu konuda en güzel örnektirler. Başımıza gelen olaylarda Allah’a sığınmak, her şeyin O’ndan geldiğini bilmek ve bunun bir imtihan olduğunu idrak edip mükafatını düşünmek, en akıllıca iştir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

nuh aleyhisselam

Cumartesi, Kasım 10, 2007 · Kategori: nasihat

Nuh Aleyhisselam
12/06/2007
Allah'ın, insanlara yol gösterici olarak görevlendirdiği peygamber-lerden biri de Hazreti Nuh'tur. Nuh aleyhisselâm'ın kavmi, daha önceki peygamberlerin gösterdiği doğru yoldan ayrılmış, kötülüklere dalmıştı. Güçlüler zayıfları eziyordu. Bu dünyada en üstün varlık olarak ya-ratılan insanlar, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlardı, işte böy-le bir zamanda yüce Allah, kavmine doğru yolu göstermesi için, pey-gamber olarak Hazreti Nuh'u görevlendirmişti. Bu durum Kur'an'da şöyle anlatılmaktadır:
"Andolsun Biz, Nuh'u kavmine elçi olarak gönderdik. Onlara: 'Ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım (dedi). Allah'tan başkasına tapmayın! Ben, size (gelecek) elem verici bir günün azabından korkuyorum.' dedi."  (Hûd sûresi, 25-26. ayetler)                                                                   
Nuh, kavminin Allah'a inanması, O'na ibadet etmesi ve doğru yolda yürümesi için çok çalıştı. Fakat, kavminin çok azı kendisine inandı. Çoğunluğu, inanmadıkları gibi, bu çağrısından vazgeçmesi için onunla mü¬cadele etti. Hazreti Nuh, kavminin yanlış inanışlarına ve yaşayışlarına çok üzülüyordu. Onlara doğruyu anlatmak için çok çalıştı; fakat  kavmi O’na inanmadılar. İnanmadıkları gibi Nuh aleyhisselâm’a  de çok çile çektirmişlerdi. Nuh aleyhisselâm’ı alaya alıyorlar ve “Ey Nuh! Şu bahsettiğin azabı getir de görelim” diyorlardı. Bunun üzerine, Nuh aleyhisselâm  Rabbine "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" diye yalvardı. Allah, Nuh aleyhisselâm’ın  duasını kabul etti; inkarcı-ları cezalandıracağını bildirdi ve Hazreti Nuh’a bir gemi yapmasını emretti. Kur'an, bu olayı şöyle anlatmaktadır:
“Nuh'a vahyolundu ki; kavminden, iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak. Öyleyse, onların işlemek-te olduklarından (günahlarından) dolayı artık üzülme. Gözlerimi-zin önünde ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap ve zul¬medenler hakkında bana bir şey söyleme! Onlar, mutlaka boğulacaklardır.
Nuh gemiyi yaparken kavminden ileri gelenler ise onunla a-lay ediyordu. De ki: Eğer, bizimle alay ediyorsanız, iyi bilin ki, siz nasıl alay ediyorsanız, biz de sizinle alay edeceğiz. Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve sürekli bir azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz.”
Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayın-ca Nuh'a dedik ki: (Canlı çeşitlerinin) her birinden ikişer çift ile (boğulacağına dair) haklarında söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri gemiye yükle! Zaten onunla be¬raber pek azı iman etmişti. Nuh dedi ki: Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbin çok bağışla-yan, çok esirgeyendir. (Hûd sûresi, 36-41. ayetler)                                                         
Günlerce yağan yağmurlardan sonra yeryüzünü sular kapladı. Nuh aleyhisselâm’a inananlar, gemiye binip kurtuldular. İnanmayan ve  “azabı getir de görelim” diye Nuh aleyhisselâm’la alay eden kafirlerin hepsi suda boğuldular. Hazreti Nuh’un hanımı ve oğlu da inanmaya-rak boğulanlar arasındaydı.
Kafirler boğulup helak olduktan sonra yağmurlar kesildi. Biriken suyu yer çekti. Nuh’un gemisi Cudi dağına oturdu.
Hazreti Nuh ve beraberindekiler selametle gemiden indiler. Tû-fandan kurtulan bu insanlar ve diğer canlılar yeryüzüne dağılıp ço-ğalmaya başladılar.
Nuh aleyhisselâm kavmi içinde tam 950 sene kalmıştı. (Ankebût sû-resi, 14. ayet) Onların hakaretlerine ve  eziyetlerine katlanmıştı. Nuh aleyhisselâm’ın ve O’na inananların zürriyyetinden insanlar tekrar ço-ğaldı. Bu sebeple Nuh aleyhisselâm’a insanlığın ikinci babası da denir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

adem aleyhisselam

Cumartesi, Kasım 10, 2007 · Kategori: nasihat

Adem Aleyhisselam
12/06/2007

Kur'an-ı Kerim'in ifadesine göre ilk insan ve ilk peygamber olan Hazreti Adem, topraktan yaratılmıştır. Allah, meleklerden, Adem'e secde etmelerini (saygı göstermelerini) istemiştir. Cinlerden olan  Şeytan’dan başka hepsi secde etmiştir. Şeytan, kendisinin Adem'den üstün olduğunu, kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratıldı-ğını ileri sürerek bü¬yüklük taslamış ve secde etmemiştir, işte bu yüz-den şeytan, Allah katından kovulmuş ve lanetlenmiştir. O günden sonra şeytan, Adem ve neslini doğruluktan ayırmak için çalışmaya başlamıştır.
Daha sonra  Hazreti Havva, Adem aleyhisselâm’a eş olarak yaratıl¬mıştır. Allah, Havva'yı Adem'e eş olarak yarattıktan sonra, ona, şöyle buyurmuştur:
"Ey Adem! Sen ve eşin, beraberce cennete yerleşin; orada kolaylık¬la, istediğiniz zaman, her yerde cennet nimetlerinden yiyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz, her ikiniz de kendinize kötülük eden zalimlerden olursunuz." (Bakara sûresi, 36. ayet)                                                                          
Hazreti Adem'e secde etmeyerek Allah'ın emrine isyan ettiği için kovulan ve lanetlenen şeytan, Hazreti Adem'e ve eşine ilk kötülüğü orada yapmıştır. Onları kandırarak, yasak meyveden yemelerini sağ-lamıştır. Bunun üzerine Hazreti Adem ve eşi, Allah tarafından cennet-ten çıkarılmış ve Allah, onlara;
"...Bir kısmınız diğerine düşman olarak (dünyaya) ininiz, si-zin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana kadar yaşamak vardır." (Bakara sûresi, 35. ayet)                                                                          
diyerek onları cennetten çıkarıp, dünyaya indirmiştir. Yaptığının hata olduğunu anlayan Adem aleyhisselâm Rabbinden aldığı ilhamla, derhal tevbe etmiş ve tevbesi kabul edilmiştir. Çünkü Allah, tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır. Tevbeleri kabul edilince Hazreti Adem, peygamber olarak görevlendirildi. Bu durum, Kur'an-ı Kerim'-de şöyle ifade edilmektedir:
“Sonra Rabb'i onu peygamber seçti, tevbesini kabul etti ve doğru yolu gösterdi.” (Taha sûresi, 122. ayet)                                                             
Hazreti Adem ile Hazreti Havva'dan doğan çocuklar, yer yüzünde çoğalmışlar ve topluluklar oluşturmuşlardır. Hazreti Adem, ilk pey-gamber olarak, çocuklarına ve torunlarına Allah'tan aldığı bilgileri öğretmiştir. Hazreti Adem'in ölümünden sonra, oğlu Şit, ardından da İdris, peygamber olarak görev yapmıştır. Hazreti Adem'in özellikleri şöyle özetlenebilir:
O, ilk insan ve ilk peygamberdir. İlk hatayı işleyen ve ilk tevbe edendir. Cennet ve dünya hayatını yaşamıştır. İnsanların ilk atasıdır.
İlk evlat acısını o çekmiştir. Toprağı işleyen ilk insandır...


Yaratılanların en şereflisi olan insanın Allah katındaki değerini ölçmek için Adem aleyhissamın hayatı çok şey ifade eder. Meleklere secde emrinin verilmesi ve her şeyin isimlerinin öğretilmesi bunun en açık misalidir.
İnsanın fıtratı temizdir. Fakat bu temizlik şeytanın ve onun insan-daki ajanı olan nefsin vesveseleriyle, iradenin sapması neticesi bozu-labilmektedir. Adem peygamberin yasak meyveyi yemesi ve tevbe edip affedilmesi Allah’ın kullarına bir rahmetidir. Kıyamete kadar ge-lecek tüm insanlara tevbeyi öğreten Rabbimiz örnek olarak da pey-gamberini seçmiştir.
İnsanlar, daima nefsani duygularına mağlup olduğu ve imanın fe-yiz pırıltıları kaybolduğu nisbette günah işler. Günahlar tatlı bir musiki gibi nefse hoş gelir ve adeta ağırlıkları hissedilmeden işlenebilir.  E-ğer İşlenen günahdan sonra kalp uyanır da yaptığına pişman olursa ve iki damla da samimiyetle gözyaşı döküp bir daha da yapmamaya kesin karar verirse tevbesi Allah tarafından kabul edilir. İslamda işle-nen günahdan dolayı  şimdiki hristiyanların papazlara gidip günah çıkarttıkları gibi günah çıkartmak yoktur. Günah işleyen insan  hiçbir kimse devreye girmeksizin Rabbine el açar ve tevbe ederse Pey-gamberimizin ifadesiyle :” Günahından tevbe eden o günahı hiç işle-meyen kimse gibi olur.”
Tevbe bir manevi temizliktir. Bedeni ve ruhu temizlemedikçe sa-mimi mü’min olunamaz. İnsanın günahsız olması düşünülemez. Ö-nemli olan hatasını anlayıp tevbe etmesini bilmektir. “Allah çok çok tevbe edenleri ve çok çok temizlenenleri sever.” (Bakara Sûresi, 222. Ayet)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

hediye

Cumartesi, Kasım 10, 2007 · Kategori: nasihat

Hediye
04/06/2007
Hasan Basrî hazretlerinin kapısı çalınıyordu. Kapıyı yavaşça açan İmam:
- Buyrun! Bir arzunuz mu var, diye sordu. Kapıdaki adam:
- Hayır efendim. Yalnız ben filan yerden, falan şahsın yanından geliyorum da...O şahıs, sizin hakkınızda şöyle şöyle kötü şeyler söyledi. Onu söylemek için size geldim, dedi. Bunun üzerine Hasan Basri:
- Hayırdır, oraya niçin gitmiştiniz, diye sordu. Adam:
- Efendim, yemek daveti vardı da..... dedi. Bunun üzerine Hasan Basri:
- Ya öyle mi. Yediğin birkaç tabak yemeği midende tutabiliyorsun da birkaç cümleyi mi ağzında tutamadın. Hemen gelip bana söyledin, diyerek adama kızdı.
Daha sonra birkaç kişiden de aynı sözler İmam Hasan Basri’ye ulaştırılınca, gıybetini yapan kişilere çok değerli hediyeler göndererek kendilerine teşekkür etti. Bunun sebebini soranlara da şöyle dedi:
- Onlar benim gıybetimi yapmak suretiyle, iyiliklerinin ve ibadetlerinin sevabını bana hediye ediyorlar. Benim de günahlarımı alıyorlar. İşte onların bu yaptıklarının karşılığında gönderdiğim hediyeler bile az gelir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Çarşamba, Kasım 7, 2007 ·

DÜN CANIM OLANLAN

YARIN DÜŞMANIM OLMAZ

YAŞANANLARIN HATRI HEP SAKLI KALIR

SELAMLARI HEP ALINIR

SİLDİKLERİM VARDIR BİRDE

ONLAR

YANLIŞLARIM VE PİŞMANLIKLARIMDIR

ADLARI ANILMAZ HATIRLALRI SORULMAZ

SADECE BEDDUALARIMDIR

VİJDANLA BİRLİKDE

ŞEREF ARARIM BEN

SEVDİKLERİMDE HER ZAMAN

DOĞRU DEĞİLDİR

ELBET SEÇİMLERİM ZAMAN GELİR

ŞEREFSİZLERİDE SEVERİM

HER YERDE GÖZÜM KULAĞIM VARDIR BENİM

"EKSİK SÖYLEMEK YALAN SÖYLEMEK DEĞİLDİR"

MANTIĞINDAKİ DÜRÜSTLER BENİ DEĞİL

KENDİLERİNİ KANDIRIRLAR YALNIZCA

BİLMEZDEN GELİŞLERİM APTALA YATIŞLARIM

KAYBETME KORKUMDAN DEĞİL

KARŞIMDAKİLERİN YALAN SÖYLEME KAPASİTELERİNE

OLAN MERAKIMDANDIR

İNKAR OLMAZ BENİM HAYATIMDA

YAŞANANI YAŞANMAMIŞ SAYMAM

SAYANLARIDA SAYMAM

KELİMELERE SIĞMAZ

SAYFALAR SÜRER BENİ ANLATMAK

AMA NE KADAR ANLATILIRSA ANLATILSIN

YAŞAYAN BİLİR

YAŞAMAYAN ANLAMAZ!!!!!!

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çarşamba, Kasım 7, 2007 ·

17/3/2007 - unutamadığım

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı

17/3/2007 - sen yoksunki
Bulundugu yer: SIIR

SEN YOKSUN Kİ

gün çingeneler gibi göçebeydi ufukta,
çimenler üzerinde yuvarlandığımız gün,
akarsulardı gittikçe kararan boşlukta;
sularda yüzünden yayılan tatlı bir hüzün.

göğe sessizce yükselen ay on dördündeydi;
gece akasya dalında asılı gölgeydi,
bahtiyar başlarımız aynı penceredeydi!

hala o penceredeyim, lakin sular ölgün;
sen yoksun ki, vefasız, sularda ay görünsün.

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı

17/3/2007 - sana gelirim
Bulundugu yer: SIIR

Sana Gelirim

Yer yok deme sakın kalbinde bana
Bir yudum su gibi muhtac
ı
m sana
Bir mecnun misali ben yana yana
Sevgiye susam
ış
sana gelirim

Ö
ğ
le özledimki sevgilim seni
Seninle ya
şadı
m sensiz günleri
Sen tut ellerimi b
ı
rakma beni
Ço
ş
kun sular gibi sana gelirim

Bombo
ş bir dünyaydı sensiz hayatı
m
Sensin benim ne
şem sensin benim kanadı
m
Sana hasret seni ya
şayamadı
m
Kalbimle bir ömür sana gelirim.

 

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı

22/2/2007 - )KULAĞIMIN İÇİ(

)

 

Kulağımın içi kaşınıyor.

Felaket.

Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri.

Sonra artıyor.

Kaşımak da bir zor ki kulağın içini.

Bir türlü geçmiyor.

"Ne yapsam acaba?" diyorum.

Günler geçtikçe daha da artıyor.

Doktora gitmeye karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum "Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?" diye. "N'oldu ki?" diye soruyor arkadaşlarım. "Kaşınıyor kulağım" diyorum. "Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!" Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi. "Çok iyi doktordur" diyor. "Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini iyileştirir."

Gidiyorum doktora.

Gözlüklü, şirin bir amca.

Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor.

Şaşırıyorum önce. "İçinde kaşıntı var" diyorum. "Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?"

"Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum." "Nedir?" diyorum doktora.

"Eski sözler kaçmış kulağınıza" diyor.

"Nasıl yani?" diyorum.

"Kimin sözleri?"

"Bakacağız" diyor.

Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor.

"Yan durun. Kıpırdamayın" diyor bana. Biraz irkiliyorum.

"Eski sözler" diyorum, "Ha?" Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense.

"Bir erkek sesi bu" diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum.

Cımbızı çıkarıyor kulağımdan. "Yalan kaçmış kulağınıza!" diyor doktor.

Yalana bakıyorum.

Küçücük bir şey gibi gözüküyor.

"Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?" diyorum.

"Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız."

Yalanı tüpün içine koyuyor.

Kapağını da kapıyor tüpün.

Serbest kalıyor yalan.

"Seni seviyorum" diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.

"Yalanmış ha?" diyorum.

Kulağım bile anlamış, kalbim hálá anlamıyor... <<>>

 

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı

22/2/2007 - >YAŞAM O KADAR CÖMERT DEĞİL
Bulundugu yer: SIIR

>YAŞAM O KADAR CÖMERT DEĞİL
>
>Ya biz,
>Binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını
>ne yapıyoruz?
>Akşamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp
>Mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
>Omzumuza dolanan bir kolun,
>Başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
>Belimizi kavrayan bir elin,
>Uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında
>Tanıyabiliyor muyuz onu,
>Değerini biliyor,
>Biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor  muyuz?
>Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp,
>Kendimizi hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir
başkasına,
>Bir yenisine ertelerken,
>Hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
>Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolun dışına sürerken,
>Bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı,
>Hiç hesaba katıyor muyuz?
>Hayat her zaman cömert davranmaz bize,
>Tersine, çoğu kez zalimdir,
>Her zaman aynı fırsatları sunmaz,
>Toyluk zamanını ödetir.
>Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,
>Eskitmeden yıprattığımız dostlukların,
>Savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla
>Yapayalnız kalırız bir gün.
>Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
>Ya da olanlar,
>Olması gerekenler değildir.
>Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
>Gün gelir,
>Hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir.
>Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir,
>kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri
yakalamak.
>Bazılarının gelecekte sandıkları "bir gün",
>Geçmişte kalmıştır oysa.
>Hani şu karşıdan karşıya geçerken trafik ışıklarında rastladığınız,
>Omzunuzun üzerinden şöyle bir baktığınız,
>sonra da boş verip,
>"nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıma çıkar" dediğinizdir.
>Oysa tam da o gün,
>Bu zalim şehri terk etmiştir o,
>Boş yere bu sokaklarda aranırsınız...

Yorum (yok) Yorum yaz!

başarı için birkaç satır

Pazar, Temmuz 1, 2007 · Kategori: nasihat

BAŞARI İÇİN BİRKAÇ SATIR



Yenildiğinizi düşünüyorsanız, yenilmişsinizdir.

Cesur olmadığınızı düşünüyorsanız, korkaksınızdır.

Kazanmak istiyor fakat kazanamayacağınızı

düşünüyorsanız, kesinlikle kazanamazsınız demektir.

Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız, çoktan kaybetmişsinizdir.

Dışarıdaki dünyaya çıktığınızda anlayacaksınız ki başarı, ancak onu istediğiniz takdirde gelecektir.

Herşey insanın kafasında biter.

Alt edildiğinizi düşünüyorsanız, alt edilmişsinizdir.

Yükselmek için yüksek düşünmelisiniz.

Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız.

Yaşam savaşını kazanan her zaman, en güçlü ya da en hızlı olan değildir.

Er ya da geç kazanan kişi, kazanacağını önceden düşünebilen kişidir...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::